I)-DAVA ÖNCESİ HAZIRLIK VE STRATEJİK YÖNETİM DAVA HAZRILIK REHBERİ
Türk hukuk sisteminde boşanma davası Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161. Ve 166. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Boşanma davası genel olarak tek sonuçlu bir dava değildir. Dava sonunda evliliğin sona ermesiyle birlikte müşterek 18 yaşından küçük çocuk varsa velayet ilişkisini, nafaka rejimini ve kusur dâhilinde tazminat miktarını ve varsa taraflar arası mal rejimini düzenleyen talepler ve sonuçlar bütünüdür. Stratejik olarak yönetilmesi gerekli önemli bir süreç olan boşanma davası, dava öncesi ciddi hazırlık gerektiren stratejik dava yönetimi barındırır.
Uygulamada en sık rastlanan hata, duygusal reflekslerle hareket edilmesinden duygusal öfke patlamasından kaynaklanmaktadır. Hukuki alt yapıdan uzaklaşarak karşı tarafa duyulan öfke ye dönüşmesi kontrolün kaybedilmesine sebep olur. Boşanma davasının yeterli hukuki altyapı oluşturulmadan açılması dava sürecinde içinden çıkılması zorlaşan süreçler yaratmaktadır. Öfkeyle kalkan zararla oturur atasözü bu tip durumlarda kullanılabilir. Boşanma davasında davaya etki etmeyecek çekişmelere girilmesi davanın gereksiz uzamasına ve ayrıca düşünülmeden ileri sürülen iddialar ispat edilmesi zor olan sonuçlara sebep olmaktadır. Bu yazımızda, boşanma davasının açılışından hüküm aşamasına kadar olan süreçte bir kısım ana hatları ele alarak boşanma davasının kaderini etkileyen hazırlık süreci ve stratejik yönetimine dair kısa bilgiler ele alınacaktır.
Boşanma davasında başarılı olabilmek için öncelikle doğru bir psikoloji yönetimi gerekmektedir. Doğru bakış açısı elde etmeden boşanma davasına başlamak hata yapma ihtimalini yükseltir. Hatalı temel hatalı bir dava ve istenmeyen sonuçlar doğurur. Bu sebeple boşanma davasında öncelikle psikolojik bir mücadeleye hazır olmak şarttır.
Evlilik birliği dâhilinde yaşadığı süreçlerin neler olduğu en baştan itibaren dikkatlice ele alınması gerekir. Bu bilgilerin dava dosyasında nasıl kullanılacağı veya kullanılmayacağına dair analiz yapılması davada başarı oranını arttıracaktır.

Boşanma davasında önce davanın hukuki bir temele oturtulması gereği mevcuttur. Hukuki dayanaktan yoksun bir boşanma davasında başarılı bir sonuç alınması mümkün değildir. Yani davanın açılmasına sebep olan gerekçenin kanunen boşanmayı gerektiren bir temeli olmalıdır.
Kanunumuzda boşanma sebepleri özel ve genel olarak ayrılmıştır.
Boşanma davasının özel boşanma sebebine dayanarak açılması halinde mahkemeler Zina, Hayata Kast, Pek Kötü Muamele gibi ileri sürülen sebep üzerine yoğunlaşmaktadır.
Zina, Hayata Kast, Pek Kötü Muamele gibi sebebe dayanılması halinde en kritik nokta bu olayların ne zaman meydana geldiğidir. Zina, Hayata Kast, Pek Kötü Muamele gibi sebeplerde hak düşürücü süre ve af olgusu önemli bir kriterdir.
Eşe karşı zina sebebiyle 6 ay içinde dava açılması gerekir. Misalen 5 yıl önce eşin zinası öğrenilmiş eş tarafından affedilmiş ise aradan geçen 5 yılsonunda bu sebebe dayanarak dava açılması davanın reddedilmesine sebep olacaktır.
Yerleşik uygulamada ''Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar dava konusu yapılamaz" ilkesine göre değerlendirilmektedir. Özel boşanma sebebinin Affedildiğine veya hoş görüldüğüne dair karine
teşkil eden vakaların yaşanması davayı doğrudan etkilemeyeceğinden sürecin doğru analizi çok büyük önem arz etmektedir. Özel boşanma sebebinin ortaya çıkması sonrası birlikte tatile gitme, otelde eşlerin konaklaması, birlikte mutlu aile tablosu çizilen haller sevgi ve birliği ifade eden paylaşımların var olup olmadığı irdelenmesi gerekir. Özel boşanma sebeplerini ortadan kaldıran bir durumun yaşanmış olması geçmişteki tüm kusurların affedildiği anlamına gelecektir.
Günümüzde boşanma davalarının en sık dayanılan sebebidir. Ortak hayatın çekilmez hal alması, evlilik birliğinin devamının imkânsız hale gelmesi, ortak yaşantının fiilen sona ermesi, kısacası evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanarak dava açılması halidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılması halinde sebeplerinin somut delillerle ortaya konulması aranır. Genel boşanma nedenine dayanarak dava açılaması halinde kusur önemli ve ispat edilmesi gereken bir faktördür. Yargıtay yerleşik İçtihatları da bu yöndedir. Kusur dağılımı veya ağır kusurlu tarafın davada belirlenerek dava stratejisinin kurulması önem arzeder. Kusur analizi ve ileri sürülme şekli çok önemli bir kriterdir.
Boşanma davası öncesinde bazı hallerde önleyici tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmektedir. Boşanma davası ile birlikte veya daha önceden önleyici tedbirler 6284 Sayılı yasa kapsamında alınması gerekebilir. Uzaklaştırma kararı, birlikte yaşanan konutun bir tarafa tahsis edilmesi ve benzer önleyici ve koruma içeren tedbirlere gerek duyulması değerlendirilmelidir.
Boşanma davasının hangi mahkemede açılacağı Yetkili mahkemenin tespiti ile başlanmalıdır. Boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya son 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılmalıdır. MERNİS kayıtları kontrol edilmeli, kayıtlara uygun şekilde davanın yetkili olan mahkemede açılmalıdır. Görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup aile mahkemesinin olmadığı yerlerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmalıdır.
Boşanma davasına sebep olan sürecin doğru analizi dava dilekçesinin hazırlanmasında kritik noktadır. Boşanma davası öncesinde yapılacak analiz gereğince hangi vakaların dava dilekçesinde yer alacağı, ileri sürülen iddiaların nasıl ispat edileceği ve bu ispata yarar delillerin nasıl toplanarak dosyada yer alacağına dair planlama yapılmalıdır.
Boşanma davalarında en birincil delil tanık delilidir. Tanık olarak bildirilenlerin hangi konuda tanıklık edeceği ve hangi maddi vakayı ispata yarayacağı stratejik dava planlamasında önem arz eder. Tanık '' görgüye dayalı'' olaylara şahitliği dikkate alındığından ''duyuma dayalı '' şahitliğe yani tanıklığa itibar edilmediği göz ardı edilmemelidir.
Tanık ifadelerinin alınası mümkünse yüz yüze yapılmasında fayda olan bir diğer konudur. Boşanma davasının açılmasına sebep olan olaylara tanık olan kişilerin tespit edilerek bu kişilerin dinlenmesi başarılı bir dava süreci için gereklidir.
Sosyal medya paylaşımları, dijital kayıtlar, cep telefonu arama kayıtları, fotoğraflar, görüntü veya kamera kayıtları hukuka aykırı delil değilse mahkemeye delil olarak sunulmalı veya mahkeme tarafından toplanması için talep edilmelidir. HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, resmi nitelikli otel kayıtları, yurt dışı giriş çıkış kayıtları, banka hesap hareketleri ve kayıtları birer delil olup boşanma davasında önemli birer delil statüsündedir. Dava dilekçesi ekinde sunulamayan elde olmayan veriler ve delillerin mahkemeden talep edilmesi mümkündür.
Boşanma davasında tarafların 18 yaşından küçük müşterek çocukları varsa velayet konusu doğru analiz edilmeye yarar verilerin mahkemeye sunulmasını gerektirir. Davanın açılması ile SED (sosyal ekonomik durum raporu) ve SİR (sosyal inceleme raporu) ile çocuğun üstün yararına dair mahkemeye en güçlü veriyi veren aslında birer bilirkişi raporu olan önemli birer delildir. Genelde tarafların SED ve SİR raporuna pek önem vermeden dosya arasına alınmasında göz yumdukları görülmektedir. Mahkemeler velayet kararı verirken tarafların ekonomik gücünden ziyade çocuğun psikolojik gelişimi ile daha çok ilgilendiğinden bu raporların kanaat oluşturma etkisi dikkatli şekilde ele alınmalıdır. Boşanma davası ile çocuğun üstün yararı gözetileceği unutulmamalıdır. Boşanma davası ile çocuğun hayatı alt üst edilmeden ve mevcut düzeni korunacak veya en az zarar görecek şekilde planlama yapılmalı ve bu durum mahkemenin önüne SED ve SİR raporları ile desteklenecek şekilde ileri sürülmelidir. Şartları uygun düşmesi halinde küçük yaştaki çocuğun anneden ayrılmaması, kardeşlerin ayrı düşürülmemesi, geçim ve sosyal yaşantı planlaması gibi sebepler velayet stratejisinde önem arz etmektedir. Dava dilekçesinde velayet stratejisi doğru planlanmalıdır.
Boşanma davasında ''ziynet eşyaları'' maddi bir sonuç doğurması sebebiyle üzerinde çok tartışılan uyuşmazlık konusudur. Bu aşamada ''evi terk eden kadın'' yaklaşımına değinme gereği mevcuttur. Yargıtay tarafından Evi terk eden kadın kural olarak ziynetini de yanında götürmüştür '' yaklaşımı istikrar kazanmış bir yaklaşımdır. Yargıtay’ın güncel görüşüne göre ziynet konusu bu açıdan dikkatlice analiz edilmeli ve dava planlaması bu stratejiye uygun olmalıdır. Bir diğer taraftan Yargıtayın istikrar kazanmış bir diğer görüşü de "kadına özgülenen" takıların kadına ait olduğudur. Düğün videosu, düğün fotoğrafları, bu açıdan ispata yarar en önemli delidir. Dosyada ziynetin tespit edilmesi, delillerin güçlü şekilde bilirkişi incelemesine uygun olarak ileri sürülebilmesinden geçer.
Boşanma davasının maddi ve manevi tazminat gerektiren sebeplerinin varlığı halinde eşlerden biri boşanmada kusurlu olan eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilmektedir. Boşanmanın sebebi, ağırlığı, tarafların yaşantısı, maddi gelir ve maddi durumu, evlilik birliğini hangi şartlar altında hangi yaşantı standart ile sürdüğü davanın en önemle incelenerek dava edilmesi gereken konusudur. Alanında uzman bir boşanma avukatının yapacağı doğru analizle maddi ve manevi tazminat ve nafakanın doğru şekilde belirlenmesi yine delilleri ile ortaya konulması ile gerçekleşmelidir. Dava açılmakla ''tedbir nafakası'' ve dava sonunda ise ''yoksulluk nafakası'' ile ''boşanma tazminatı'', ''maddi tazminat'', ''manevi tazminat'' doğru belirlenmelidir. Dava açılmakla birlikte ihtiyati tedbir konulması istenmesi de gözden kaçmaması gereken teknik bir süreçtir.
Boşanma davasının doğru analizi ve doğru bir araştırma ile davanın planlanması başarıyı doğrudan etkileyecektir. Boşanma davasının doğru açılarak delillerin usulüne uygun şekilde toplanması sonucunda yani doğru stratejik planlama neticesinde başarılı sonuca ulaşılacağı unutulmamalıdır. Tüm sürecin başarıya ulaşması için konusunda uzman boşanma avukatı ile profesyonel sürecin yürütülmesi en doğru yöntem olacaktır.